Ayet şöyle demektedir:

وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِن بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلاَ جُنَاْحَ عَلَيْهِمَا أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ الأَنفُسُ الشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Ve in imraetun hâfet min ba’lihâ nuşûzen ev ı’râdan fe lâ cunâha aleyhimâ en yuslıhâ beynehumâ sulhâ(sulhan). Ves sulhu hayr(hayrun). Ve uhdıratil enfusuş şuhh(şuhha). Ve in tuhsinû ve tettekû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).

128-Bir kadın ayrıldığı eşinin (beal) yasalara uymaması (nüşuz) konusunda yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe duyarsa, uzlaşmayla aralarını düzeltmelerinde bir sakınca yoktur. Uzlaşma daha iyidir. Ve kalplerde bencil ve kıskanç hissi hazır bulunuyor. (Buna rağmen) İyilik yapar ve erdemli davranırsanız, elbette ALLAH yaptıklarınızı haberdardır. (Nisa 4:128)

Ayete dikkat ederseniz kocalar için ‘beal’ kelimesinin kullanıldığını göreceksiniz. (Beal kelimesi ile ilgili açıklamaları kitabimizin ‘Kuran’a göre örtünme’ bölümünde detaylıca açıkladık.) Ama ne yazık ki tüm mealciler bu kavramı ‘kocaları’ olarak çevirmişlerdir ki son derecede yanlıştır. Ama biz burada sadece çevirilerdeki mantığa aykırı olan duruma değineceğiz.

Buradaki durum boşanmış olan çiftlerin barışmalarında sakınca olmadığından bahsetmektedir. Ayette geçen beal- karısını boşamış fakat aynı evde iddetin bitmesini bekleyen kocayı tanımlamaktadır. (Eğer erkek karısını boşarsa (talak) iddet döneminde karısını evden uzaklaştıramaz ve bu dönemdeki tüm giderlerini karşılmak zorundadır. Ancak kadın kocasını boşarsa (iftida) kadın hemen evden çıkabilir. Bu durumda kocaya karısı ile ilgili bir mesuliyet düşmez. Bu durumda erkeğe ‘beal’ denmez.) Kadının kocasının evinde iddet beklediği dönemde kocasının (beal) yaslara uymasından (erkeğin kendini gözetmek görevini ihmal etmesinden) endişe ederse (nüsuz), yahut başka bir kadına yönelmesinden (kendisinden yüz çevirmesinden) endişe duyarsa, bu durumda eşlerin tekrar aralarını düzeltmeye çalışmalarında bir sakınca olmadığı söylenmektedir.

Kısaca iffetsizlik (nüsuz) yaptığından endişe edilen kadına dövme cezası verilirken bir diğer ayette aynı eylemi yapmasından endişe duyulan erkek ile anlaşmada sakınca olmadığı belirtilmek mümkün değil. Öyleyse ‘nusüz’ kelimesini ‘iffetsizlik’ olarak kabul etmek çok yanlıştır.

Şimdi tekrar sözünü ettiğimiz Nisa 34. ayetine dönelim.

Ayette aileden sorumlu sayılan erkelere ailesini nasıl yöneteceği anlatılmaktadır. Kocalara, karılarının aile düzenine aykırı davranmalarından endişe etmeleri durumunda, onlara nasihat etmeleri öneriliyor. Bu nasihat sadece bir defa olmayabilir. Defalarca yapılan vaaz ve nasihatler kar etmediyse o zaman yataklarını ayırmaları tavsiye ediliyor. Tavsiye yarar sağlamazsa da kadının eşine karşı ilgisinin bitmiş olduğu ve evlilik yasalarına uygun davranmadığı (nüşuz) kabul ediliyor. Son çare olarak da kocalara eşlerini evden uzaklaştırması tavsiye ediliyor. Ama bu ifadeden hemen sonra ‘Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın’ ifadesi geçmektedir. Yani vaaz ve nasihatler yararlı olduğu zaman yatakları ayırmaya gerek kalmaz veya yatakları ayırdığınız zaman kadınlar buna karşı yanlışlarından dönerlerse onları uzaklaştırmaya da gerek yoktur.

Burada dikkat çekmemiz gereken bir nokta daha olduğuna inanıyoruz: Ayette fadribuhunna ifadesi geçtiğine göre, yani fadribu enhunne olarak herf-i cer geçmediği göre buradaki evden ayırmanın devamlı bir ayırma durumu olmadığını anlıyoruz. Bir sonraki ayet de bu manayı desteklemektedir. Yani evli bir kadın evden ayrıldığı zaman eşiyle sorun yaşadığı belli olur ve çevredeki insanlar da eşlerin aralarını bulmaya çalışırlar; hakemlik görevi görürler. Bu yöntemle kadın ve erkeğin belli bir dönem birbirlerinden uzaklaşarak durumu iyice analiz etmeleri sağlanmış olur. Yani boşadıkları zaman nasıl bir durumla karışılacaklarını bizzat tecrübe etmiş olurlar.

Kitaplar listesi