Kadınlar namaz kılarken, örtünmeleri gerekiyor mu? Mesela bir kadın kendi evinde, herhangi bir namahrem olmadığı halde, dışarıda olduğu gibi örtünmeden namaz kılabilir mi? Şeklinde sorular özellikle son zamanlar çok fazla soruluyor. Bu sorulara cevap vermeden önce şunu söylemek istiyorum. Maliki mezhebine göre, kadınlar başları açık namaz kılarsa namazları batıl olmaz. Yani namazda kadınların örtünmesi ila ilgili ulema arasında ihtilaflı görüşler bulunuyor.

Biz mezheplere girmeden, yalnızca Kuran ayetlerinden yola çıkarak bu konuyu açıklayalım. Öncelikle Kuranda ‘salât’ kavramı kullanılan yerlerde, her zaman namaz an-lamına gelmediğini söylememiz gerek. Ancak bizim bildiğimiz ayinle ilgili salât (namaz) la ilgili Allah’ u Teâlâ Kuran da iki şart koyuyor.

Birincisi abdest şartı olup ilgili ayet şöyle:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مَّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَكِن يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

"Ey iman edenler namaza kalktığınız zaman, yüzünüzü ve ellerinizi dirseklere kadar yıkayın. Başınızın bir kısmını ve ayaklarınızı topuklara kadar mesh ediniz. Eğer cünup iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlarla ilişkide olmuş ama su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi on-dan mesh edin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz. (Maide, 5:6)

Namaz kılmanın İkinci şartı ise, Allah' u Teâlâ Nisa suresi 43. Ayette şöyle geçiyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ  

“Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın!...” (Nisa, 4:43)

Namazı anlamazsak ona hatta yakınlaşmamız gerekiyor-muş.

Namazı illa ki namahremler önünde bulunduğu gibi kılı-nacak diyenlerin, delilleri ve görüşü nedir? Onlar Araf suresinin 31. ayetini delil gösteriyorlar. Ancak bu getirilen delil doğru mudur onu inceleyeceğiz. 

Araf 31. ayet şöyledir:

يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

Ey Âdemoğulları! Her mescide çıkışınızda/ibadetinizde ziynetlerinizi üzerinize alınız; yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez. (Araf, 7:31)

Ayette geçen مَسْجِد kelimesi hem ismi mekân (namaz kılınan yer) ve hemde ismi zaman (namaz) anlamına gelebilir.

Ama bu ayette neler kast edildiğini doğru anlamak için ilgili ayetleri bir araya toplamak zorundayız. 

Araf suresinin 26. ayetinde şöyle geçiyor:

يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

"Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir, belki düşü-nürler. (Araf, 7:26)

Bir sonraki ayete bakıyoruz:

يَا بَنِي آدَمَ لاَ يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَا أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ الْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَاتِهِمَا إِنَّهُ يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَ تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطِينَ أَوْلِيَاء لِلَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ

"Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın! Çünkü o ve yandaşları, sizin onları görmeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık. (Araf, 7:27)

İlk olarak yukarıda açıkladığımız iki ayete baktığımızda ilk anlaşılan, Âdem ve eşinin cennetten kovulma sebepleri, üzerlerinde giysileri olmadığı için değil. Çünkü zaten elbiseleri Allah tarafından verilmiş olduğu ayette geçiyor. Hatta bu giysiler iki çeşit iç ve diş elbiseleri bulunuyordu. Ama neden açıldı? Çünkü Allah'u Teâlâ kendilerine bir önceki ayette söylemişti. Ben size bu elbiseleri verdim. Ancak takva elbisesi daha hayırlıdır. Allah onlara takva elbisesini yani günahtan korunmayı ihmal ettikleri için, nitekim Allah onlara o ağaca yaklaşmayın dediği halde Şeytan onları fitneye soktu ve kandırdı. Allah’a itaat etmeyerek, şeytanın dediklerine uydular. Bunun sonucu olarak sahip oldukları elbiseler, onlardan çıkartıldı. Bun-dan sonra bir bağlantı daha kuracağız. 

Bir sonraki ayete geçelim:

وَإِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً قَالُواْ وَجَدْنَا عَلَيْهَا آبَاءنَا وَاللّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاء أَتَقُولُونَ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Onlar bir kötülük işlediklerinde, “Babalarımızı bu kötülük üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

Yani hiçbir bilginiz olmadığı halde Allah'a nispet mi ediyorsunuz deniliyor. Burada önemli bir şey var. Bakın bu ayette geçen, “Allah da bize bunu emir etti” İfadesinden yola çıkarsak, demek ki bu yapılan kötülükler herkesin apaçık kötü ve çirkin bildiği bir iş değil! Çünkü yapılan fiil hırsızlık katillik gibi suç olarak bilinen şeyler olsaydı, herkes bunların suç olduğunu biliyor. Bu durumda bunu bize Allah emretti diyemezlerdi. Ancak bunlar yaptıkları işleri korkmadan çekinmeden, Allah'a nispet ediyorlarsa, demek ki bu öyle bir çirkinlik öyle bir kötülük ki zahiren (görüntü olarak) bakıldığında, bunu Allah emretti diye değerlendirilebilir. Görünüm olarak değerlendirdiğimizde bir mezhep veya bir dini kılık kıyafetle şeriata ters şey yapanları örnek olarak verebiliriz.

Mesela, küçük yaşta evlendirilme meselesine bakarsak bu nikâhı Allah’ın ruhsatı olarak görüyorlar ve hatta Kuran’dan ayeti delil olarak gösteriyorlar. Hâlbuki Allah Teala reşit olmadan önce evlenmeye yasaklıyor. Ayetteki yine bir başka bir mesaj Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? Çok kimse gerçekten bilmediği halde çok şeyleri Allah’a nispet ediyor. 

Bir sonraki ayet Araf 29. ayet:

قُلْ أَمَرَ رَبِّي بِالْقِسْطِ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ

De ki: 'Rabbım adaleti emreder. Her mescitte (ibadet ye-rinde yada namazda) sadece O'na ait kılarak O'na yalvarın. Sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz.' (Araf, 7:29)

Araf 31. ayette cenabı Hak şöyle buyuruyor:

يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

Ey Âdemoğulları! Her mescide çıkışınızda/ibadetinizde ziynetlerinizi üzerinize alınız; yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez. (Araf, 7:3)

Namazda örtünmenin farz olduğuna inananlar “mescid” kelimesini ismi zaman olarak kabul ediyor ve ayet namaz kılarken olarak kabul ediyorlar. Olabilir, ancak böyle kabul edilse bile Allah ziynetinizi üzerinize alınız buyuruyor. Ayetin devamında neden “ yiyin için ama israf etmeyin’ geçmektedir, bunu nasıl izah edebiliriz? Her dinde olduğu gibi, İslam dininde de zahitlik var. Zahitlik nedir? O kimseler dünyayı terk ediyor. Uzlete çekiliyor, Dünya lezzetlerinden uzaklaşıyor ahretteki lezzetlere ulaşalım diyerek kendilerini uykudan, yemekten, içmekten kısıtlıyorlar. Sanıyorlar ki, Allah’a ibadet etmek için, öyle bir kılığa girmeliyiz ki O’nun karşısında kıyafetlerimizle de aciz bir kul olduğumuzu hissedeceğiz. Kendilerine yeme içmeyi kısıtlıyorlardı. Böyle düşünenlere cevaben Allah şöyle diyordu; yiyiniz içiniz sağlıklı zinde temiz ve süslü bir halde Allah’ın karşısına geliniz ve kulluk ediniz. Ben size yeme içmeyi yasak etmedim. Yalnızca israf etmek yasaklanmıştır. Siz dünya lezzetlerini terk ederek, Allah’a yakın olurum diye düşünmeyin! Ayetin devamı bizlere bu mesajı veriyor. Ancak bunun böyle olduğunu tam olarak nasıl anlayabiliriz. Önceki ayetlerle bu ayeti yan yana sıraladığımız zaman, bu sonuca varılıyor. Aksi halde, sadece ayetin bir kısmını alarak hem de bir hadise uyuyor diye, bir değerlendirme yapıldığı zaman normal olarak yanlış sonuçlara gidilir.

Diyelim ki yanlış bir sonuca gittik. Bize ne gibi bir zararı olur diye soranlara, şöyle bir cevap verebiliriz. Bakın Allah bize oruç tutmayı emir ediyor. Namaz kılmayı da emir ediyor. Şimdi bu iki hükmü birbiriyle ilişkilendirdiğimiz zaman, nasıl olur? Bazı kimseler diyorlar ki “ Eğer bir kimse namaz kılmazsa oruç tutmasının anlamı yoktur. Namaz kılmıyorsa oruçta tutmasının hiçbir faydası olmaz.” diye kendi keyiflerine göre fetva veriyorlar. Ancak hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Sonuç olarak, Allah’ın bir emrini yerine getirmezsen bile, gücünün yettiği emirleri yerine getirmelisin. Örtünme Allah’ın emridir; buna kuşku yok, ama birisi bu farizayı uygulamıyorsa ve Müslüman kadınlara uygun şekilde örtünmüyorsa, na-mazı da kılmasın diyebilir miyiz? Hayır!

Namazı terk etmeye Allah bize hiçbir zaman ruhsat vermiyor. Hangi durumda olalım namazı terk etmemeliyiz. Kıyam, rükû, secde edilmese dahi yürüyerek bile namaz kılabilirsiniz. Hasta iken oturarak hatta yatarak namaz kılabilirsiniz. Öyle bir ibadettir namaz. Şimdi bu kadar önemli bir ibadeti biz alıp da, “Allah böyle emretti. Tesettür olmazsa sizin namazınız kabul olmuyor” demeye hakkımız var mı? Kapanmadan namaz kılamazsınız diyen Ulemalara bu konuda yeni görüşlere bakmalarını tavsiye ederiz. Çünkü bu konu çok önemlidir. Abdestin olmazsa Mushaf’a dokunma diye millet Kurandan uzaklaştırıldı! Eğer biz, namazda baş kapatmayı da Kuran’ın olmazsa olmaz şartı gibi algılarsak, tıpkı Müslümanlar Kuran’dan uzaklaştığı gibi kadınlarımız da namazdan uzaklaşmaya sebep olabiliriz. Böyle bir duruma sebep olmanın vebali de sorumluluğu da büyüktür.

Sonia Cihangir - Namazda Örtunme

Kuran İlimleri Uzmanı / Sonia CİHANGİR 

Kitaplar listesi