Bu çalışmada Allah-u Teâla’nın mümin kadınların nasıl örtünmesini istediği, ilgili ayetler incelenerek anlaşılmaya çalışılacaktır. Geleneksel İslami görüşler karşısında birçok konuda yeni görüşlerin ortaya çıkmasının sebebi; Kuran’a bakış açısının değişmesi ve O’nun aslında dinin tek kaynağı olarak kabul edilmesi gerektiği inancının benimsenmeye başlanmasıdır. Adetli kadının orucu, abdest alma yöntemi, miraç olayı, kız çocuklarının evlendirilmesi, boşanma hükümleri gibi tesettür meselesinin de bu konular arasında olması ve bu konuda farklı görüşlerin ortaya çıkması gayet doğaldır. Konuyu incelemek ve Kuran’a dayanarak hüküm vermek son derecede önemlidir. İslam dini evrensel bir dindir dolayısıyla tesettür konusunda da çıkarılacak olan hükümlerin dünyanın dört bir yanında geçerli olacağını unutmamak gerekir.

Her konuda olduğu gibi tesettür konusunda da duygusallık ve önyargılardan arınarak, aklıselim tavır takınmak fetva verenlerin borcudur. Kadınların örtünmesi ile ilgili konularda maalesef, ifrat ve tefrite gidilmiştir. Fetva verenlerden bir kısmı, kadınların yüzünü dahi örtmesini, diğer bir kısmı da Kuran'da asla örtünmenin olmadığını söylemektedir.

Ahzap Suresi'nin 59. ayetinde Allah şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Yâ eyyuhân nebîyyu kul li ezvâcike ve benâtike ve nisâil mu’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn(celâbîbihinne), zâlike ednâ en yu’rafne fe lâ yu’zeyne ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).

59-Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini (cilbablarını) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. (Ahzab 33:59)

Ayette geçen " بابلج/Cilbab " kelimesini büyük bir örtü yerine dış giysi olarak çevirmemizin sebebi şudur:

" جلباب "/cilbap kelimesinin aslı " جلب "/ celebeden türemiştir ve aşağıdaki manalara gelmektedir:

1. Bir şeyin bir yerden, birisi tarafından başka bir yere götürülmesi;

2. Bir şeyin başka bir şeyin üzerini örtmesi.

" جلبة "/celbe kelimesi ise ise bir yaranın üzerini örten kabuğa denir. Dolayısıyla en dış örtü kabuğuna "cilbab" adı verilmektedir. Hem kadim Arap toplumunda, hem de bazı diğer toplumlarda (Zerdüştler, Mezdekiler, Hindular vb.) kadınların dışarıya çıktıkları zaman başları dahil büyük bir kumaş ile örtündükleri bilinmektedir. Günümüzde de kadınlar Anadolu'nun bazı bölgelerinde ve İran'da bu şekilde örtünmektedirler.

Ahzab suresinin 59. ayetinde geçen "cilbab" kelimesine, büyük bir kumaş ile örtünmek değil de sadece dış giysi olarak anlam vermemizin sebebi, geçmişte ve günümüzde uygulanma şeklini değil kelimenin temel anlamını tercih etmemizdir. Böyle anlam vermemize sebep olan durum ayetin devamında gelen "Bu onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha iyi bir yoldur" ifadesidir. Demek ki burada altı çizilen unsur, kadınların giydikleri dış kıyafetlerin onları hem iffetli göstermesi hem de incitilmelerini önlemesi konusudur. Ayette geçen "İncitilmemeleri için" ifadesi bu incitmenin sadece cinsel taciz olarak değerlendirilmesini (meallerde geçtiği gibi) ifade etmez. Çünkü ayette "incitilmemeleri" ifadesi genel bir incitilmekten bahsetmektedir. Zira taciz etmek psikolojik ve sosyal baskı yolu ile de gerçekleşebilmektedir. Günümüzde Taliban, IŞİD gibi örgütlerin yanlış İslami yorumları nedeniyle, Müslüman olmayan birçok ülkede İslam ve terör aynı safta değerlendirilmekte, bir kadının bu ülkelerde kara çarşaf veya peçeli olarak dışarıya çıkması, onun terör simgesi olarak görülmesine ve bu yüzden de psikolojik ve sosyolojik baskıya uğramasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle kadınlar bu ülkelerde öyle bir kıyafetle dışarıya çıkmalıdır ki bu tür tacizlere de uğramasınlar.

Kitaplar listesi