72-Vay halime! Ben böyle kocamış bir kadın kocamış bealimden doğuracak mıyım? Bu gerçekten şaşırtıcı bir şey!' dedi.(Hud11:72)

Bu ayetten anlaşıldığı üzere: demek ki cinsel iktidara sahip olmayan erkeklere "زوج/zevc" değil "بعل/beal" denmektedir. Sözlüklere bakıldığı zaman "بعل /beal" kelimesinin anlamı bir şeyin sahibi/maliki şeklinde geçer. (Mu'cemul Maka-yisu Fil Lugah, بعل Kavramı) Öte yandan Bakara Suresi 2/230. ayette "بعل/beal" değil "زوج/zevc" kelimesi geçmektedir:

فَإِن طَلَّقَهَا فَلاَ تَحِلُّ لَهُ مِن بَعْدُ حَتَّىَ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ فَإِن طَلَّقَهَا فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَن يَتَرَاجَعَا إِن ظَنَّا أَن يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah(gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).

Erkek boşarsa, artık bundan sonra kadın, başka bir kocayla (ZEVC) evlenmeden kendisine helâl olmaz. O (vardığı adam) da bunu boşarsa, Allâh'ın sınırları içinde duracaklarına inandıkları takdirde (eski karı kocanın) tekrar birbirlerine dönmelerinde kendilerine bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. (Allah) bunları, bilen bir toplum için açıklamaktadır. (Bakara: 2/230)

Dikkat edilirse ayette, başka birisiye evlenen kadının kocası "زوج/zevc" olarak tanımlanmaktadır. Zaten bu durum hadislerle de örtüşmektedir. Kuran’a göre bir kadın ile kocası üç kere boşandıktan sonra kadın başka biriyle evlenmeden tekrar evlenemezler. Ayetten de anlaşılacağı gibi yapılan bu nikâhta koca için “zevc” kelimesi geçmektedir. Yani kadının başka bir adamla yaptığı evlilik gerçek bir evlilik olmak zorundadır. Kadının yapacağı bu evlilikte ikinci eşiyle cinsel olarak beraber olmasının gerekliliği fakihler tarafından da söylenmektedir. Ancak onlar bu hükmü Kuran’a değil de hadislere bağlamaktadırlar. Oysa ayet tam da bunu belirterek kadının ikinci eşiyle gerçek bir evlilik yapması gerektiğini göstermektedir. Demek ki "زوج/zevc" cinsel ilişkide bulunan eşler için kullanılmaktadır.

Sonuç olarak ayetlerde kadın erkek ilişkilerinin "ازوجهن/ezvecihinne" ya da "بعلتهن /buulatihinna" olarak farklı kelimelerle ifade edilmesi önemli bir ayrıntıdır. Çünkü bu kelimeler ayrı durumları ifade etmemektedir. İki kelimenin ortak anlamı ise ikisinin de sorumluluk ve sahip anlamında olmalarıdır. Buna göre her "زوج/zevc" aynı zamanda "بعل /beal" sayılır, ama her "بعل /beal", "جوز/zevc" değildir. Nur Suresi 31. ayette açıklanması gereken bir diğer kavram ise "خمرهن / humurihinne" kavramıdır. Bu kelime aslında örtü demektir. İfrat ve tefrite düşenler tarafından yapılan; Kuran’da başörtüsü var mı yok mu tartışması "خمرهن / humurihinne" kelimesine farklı anlamlar verilmesinden kaynaklanmaktadır. Tabi ki örtü olduktan sonra başörtüsünü de kapsayacaktır. Önemli olan "خمرهن / humurihinne" nin nasıl örtü olduğu değil, bu örtünün nereyi kapatması gerektiğidir. İşaret eden parmağa değil, işaret edilen şeye bakmalıyız. Aslında Arabistan’da erkekler de kadınlar da başörtülü gezerler çünkü başı açık olmaları iklime uygun değildir. Ama onların örtünme şekillerinin İslam dinine göre pek doğru olmadığı bu durumun ayetle düzeltilmesinden anlaşılır.

Nur Suresi 31. ayette geçen bir yanlışlık da "زینتهن/ ziynetihinne" kelimesinin yanlış anlaşılmasıdır. Hangi ziynetlerin örtüleceği konusu tartışmalı bir konu haline getirilmiştir. Kimilerine göre kadının tüm vücudu, kimilerine göre sadece takıları, kimilerine göre ise süs malzemeleri (sürme, oje…) ziynet sayılmaktadır. Bunların hepsinin ziynet olduğu doğrudur, ama önemli olan ayette hangi ziynetten bahsedildiğidir. Meallerde; çok önemli bir durum olan

" /و لا یبدین زینتهن(vele yubdine ziynetehinne illa) " ifadesinin iki kere kullanılmış olması dikkate alınmamıştır:

Ve ziynetlerini açığa vurmasınlar… hariç.

Buradaki ziynetin ne olduğunu anlamamız için ayette onun hangi emirden sonra geldiğine dikkat etmeliyiz:

Birinci defa:

"Ferçlerini (avret yerlerini) korusunlar" emrinden sonra geçmekte ve o ifadeye vav harfiyle atıfta bulunmaktadır. Buradaki vav واو "تفسیریه "/vav tefsiriye “açıklayıcı vav” olup, kadının “ferc” bölgesinin” açığa vurulmaması gerektiğini göstermektedir. Kendisinden belli olan yerleri istisna sayılmaktadır. İstisna edilen, kendiliğinden belli olan ziynet ise kadınların yapısal olan özel vücut hatlarıdır diyebiliriz.

İkinci defa:

" /و لا یبدین زینتهن(vele yubdine ziynetehinne illa) "

Ve ziynetlerini açığa vurmasınlar… Hariç.

İfadesi de örtülerini yakaları üzere vursunlar emrinden sonra gelmekte ve burada da " واو "تفسیریه " (vav tefsiriye) açıklayıcı bağlacı ile geçmektedir. Bu durum onun hangi ziynet olduğunu anlatır. Kadının göğüslerinin, onun ziyneti olarak değerlendirildiğini, örtülerini yakaları üzere vursunlar emrinden anlaşılmaktadır. Bu bölgeye yüz, göz, burun, saç diye yorumlamak Kuran’a zorlama yapılarak yüklenen yorumlardır. Tesettürün amacı kadınların güzelliklerini kapatmak değil, onların iffetli olmalarını ve iffetli bilinmelerini sağlamaktır.

Burada bir başka önemli nokta da sürekli evinde bulunan kadınların örtünme ihtiyacının olamayacağından, tesettür emri ile ilgili ayetlerin kadının sosyal hayatta bulunmasını onayladığıdır.

Kitaplar listesi