Burada bir başka önemli nokta da sürekli evinde bulunan kadınların örtünme ihtiyacının olamayacağından, tesettür emri ile ilgili ayetlerin kadının sosyal hayatta bulunmasını onayladığıdır.

Nur Suresi 31. ayetteki yanlış anlaşılan ifadelerden bir diğeri

" أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ/ev tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli " olup, “rağbeti olmayan erkekler” tanımıdır. Bunu ‘erkeklikten kesilmiş veya cinsel kudreti olmayan erkek’ diye çevirmek yanlıştır. Cinsel kudrete sahip olmadığı halde şehvetle bakan erkeklerin sayısı oldukça çoktur. Ölçü erkeklerin cinsel kudrete sahip olmaları ya da olmamaları değil, hizmette bulundukları kadınlara karşı cinsel arzularının olmamasıdır. Örneğin kadın hastalıkları ve doğum doktorları aslında kadınların hizmetinde bulunan erkekler arasına girerler. Bu erkekler, kadınların cinsel organlarına baksalar bile onlara karşı tahrik olmaları söz konusu olamaz. Bu dediğimiz, kadın uzmanlar varken, ilk olarak erkekleri tercih etmemiz gerekir anlamına gelmemektedir. Ama ayette " أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ/ev tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli" olarak geçiyorsa, bunların kimler olduğunu doğru bilmemiz gerekmektedir.

Tesettürle ilgili yanlış anlaşılan ayetlerden birisi de Nur suresi 60. ayettir:

وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Vel kavâıdu minen nisâillatî lâ yercûne nikâhan fe leyse aleyhinne cunâhun en yeda'ne siyâbehunne gayra muteberricâtin bi zînetin ve en yesta'fifne hayrun lehunn(lehunne), vallâhu semîun alîm(alîmun).

60-Evlenme umudu olmayan kocamış/işlevselliğini yitirmiş kadınların, avret yerlerini (bi zinetin)açmamak şartı ile giysilerini çıkarmalarında bir sakınca yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha iyidir. ALLAH İşitendir, Bilendir." (Nur 24:60)

Nur Suresi 60. ayette geçen غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ/gayra muteberricâtin bi zînetin yani “ziynetlerini açmaksızın” ifadesindeki "ziynet" kelimesini, Nur 31. ayetteki "ziynet" kelimesinin iki çeşit anlamından, birisi olan "avret yerleri" olarak çevirmek uygun görülmüştür. Eğer ayette her iki anlamdaki ziynet kast edilmiş olsaydı, o zaman Nur suresi 60. ayette tarif edilen kadınların diğer kadınlardan farkı olmazdı ve dolayısıyla onlara özel ruhsat vermenin bir anlamı kalmazdı. Buna ek olarak yine Nur Suresi 60. ayeti, bütün meallerde "hayızdan kesilmiş kadınlar" şeklinde yanlış olarak çevirilmiştir. Aslında hayızdan kesilen kadınlar için Kuran’da "یئسن من المحیض" yeisne min el mahidı/adetten kesilmiş (Talak süresi 4 ayet) ifadesi geçmektedir. Bu ifade varken neden bu ayette وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء /ve kavaidu minen nisa/ işlevselliğini yitirmiş kadınlar” tanımı kullanılmış olsun? Nur suresi 60. Ayette geçen "الْقَوَاعِدُ /kavaid" kelimesinin doğru anlamını bulmak için aynı kavramın geçtiği başka ayetlere bakmak zorundayız.

Maide süresi 24. ayette şöyle geçmektedir:

قَالُواْ يَا مُوسَى إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا أَبَدًا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ

Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdûn(kâıdûne).

24-(Onlar); “Ey Mûsâ, kesinlikle biz onlar orada olduğu sürece asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin, böylece ikiniz savaşın, biz mutlaka burada (sizlere karışmadan ) otururuz/kaidin” dediler.(Maide5:24)

"Kaada/kaidin kelimesi somut anlamda oturmayı değil, bir işe girişmeme, yapmaya kalkışmamayı ifade etmektedir. Dolayısıyla; Nur Suresi 60. ayetteki kadınların yaşlı, sakat, bir işe girişemeyecek şekilde pasif durumda olanları için örtünme emri kolaylaştırılmıştır. Eğer, elimizdeki meallerde olduğu gibi "kavaid" kelimesine hayızdan kesilen kadınlar olarak anlam verirsek, o zaman erken hayızdan kesilen kadınlara da o ruhsatı vermiş oluruz ki buna kimsenin hakkı yoktur.

Nur Suresi 60. ayet meallerinde yapılan başka bir yanlışlık da

مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا /min nisâillatî lâ yercûne nikâhan ifadesinin evlenmeye arzu ümidi kalmamış kimse olarak çevrilmesidir. Doğru çeviri ise "ümidi olmayan" şeklindedir. Çünkü bir kadının ümidi olmasa da evlenmeye arzusu olabilir. Yani herhangi bir hastalık dolaysıyla mesela felç olmuş (genç olsa bile) kadınlar avret yerlerini açmamak şartı ile giysilerini çıkartabilirler. Öte yandan erken yaşta hayızdan kesilen kadınlara giysilerini çıkartma ruhsatı verilemez. Dolaysıyla menopoz dönemine girmeyi ruhsat olarak görmek yanlıştır.

Kitaplar listesi