Konumuzla ilgili; ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün tarihi kaynaklarla delillendirilmiş Kuran’daki İslam adlı kitabından bir alıntı getirmek istiyorum:

"Nur 31. Ayette vücup ifade eden bir emir vardır ama bu emir göğsün kapatılmasına yöneliktir. Başın-saçların kapatılmasına ilişkin bir emrin o ayetten çıkarılması zorlama ile bile mümkün olmaz… "

Sonra Cessas’ın, Ahkam-ul Kuran adlı kitabında Nur suresi 31. ayet tefsirinde “sadece göğüs ve boyunların” örtülmesinin emredildiği, Said bin Cübeyr'in de “kadınların saçlarının açılması haram değil, mekruhtur…” şeklindeki ifadesi tarihi kaynaklardaki ulemaların görüşünü göstermektedir. Bu durumda hangi “icmadan bahissedilir” diye eklemektedir.

"Kuran ve sünnetin verileri abdest uzuvlarının örtünmeye dâhil olmadığını göstermektedir. Kaldı ki kolların dirseklere kadarının avret olmadığını, yani örtünmeye dâhil bulunmadığı başka fakihlerce de dile getirilmiştir. Irak fıkıh ekolünün babası sayılan İbrahim en nesai (ölm. 96-714) bunların başında gelir. (bk. Taberi; Tefsir, 18/120) imam Abu Yusuf (ölm. 182-798), imam es Se- rahsi (ölm. 483-1090), Abdullah el-Mavsılı (ölm. 684- 1285), İbnü Nüceym (ölm. 971-1563) bunlardan bazılarıdır.

Tesettürle ilgili ulemanın yaptığı büyük yanlışlardan biri de; mezheplerin ittifak halinde kabul ettikleri, hür kadın ve cariyelerin örtünmesi arasına (zahiriler hariç) fark koymalarıdır oysa böyle bir ayrımın Kuran'da hiçbir dayanağı yoktur. Mezhepler arasında çok az farklılıkla birlikte genel görüş olarak; cariye kadının baş örtme hakkı yoktur ve avret yerleri de göbek deliği ile diz kapağı arası sayılmıştır.

Tesettür bahsi sonunda şunu de eklemek isterim ki; Peygamberimiz döneminde müşrik ve Müslümanlar kıyafetleri ile birbirlerinden ayırt edilmezlerdi. Ebu Leheb'in giyindiği kıyafeti peygamberimiz de, diğer Müslümanlar da giyiniyordu. Öyleyse örtünme konusunda İslam’da şekilcilik önemli değil, asıl önem arz eden iffetli ve erdemli olmaktır. Gördüğümüz gibi tesettür ile ilgili ayetlerin çoğunda yanlış çeviri, saptırma ve yanlış anlamlandırma bulunmaktadır.

Araştırma sonucu:

1. Kadınların toplumda giydikleri kıyafet hem tacize uğramalarını engellemeli ve hem de iffetli bireyler olduklarını belli etmelidir. (Ahzab, 33:59);

2. Kadınların örtünmesi gereken bölgeler ayette çok açık ve net ifade edildiği için, onun dışındaki bölgelerin kapatılmasını Allah’ın emri olarak değerlendirmek, Kuran’a kendi görüşlerinizi eklemektir;

3. Kadınların yüzünün kapanması hiçbir ayetle desteklenmemektedir. Hatta bu görüşe zıt ayet bulunur. (Ahzab, 33:52)

4. Allah-u Teâlâ, Kuran-ı Kerim'i "Hakim" sıfatı ile tanıtmıştır. Kuran'da bazı kelimelerin yerine başka kavramlar kullanması kuşkusuz O'nun hikmetinden kaynaklanır. Allah'ın Nur Suresi 31. ayetteki "humurihinna, buulatihinna" gibi farklı kavramları kullanması da boşuna değildir.

5. Namaz kazaya bırakılamaz. Namazın belli vakitlerde yapılması farz kılınan bir ibadettir. Kadınların abdest almak için kollarını dirseklere kadar yıkaması gerekmektedir. Dolayısıyla o bölgelerin açılabilmesi gerekmektedir. Peygamber döneminde; erkek ve kadınların aynı camide ve aynı mekânda abdest aldıkları tarihi kaynaklarda geçmektedir. Bu durumda kadınların erkeklerin olduğu mekânlarda abdest alabilmek için kollarını açmaları gerekmektedir. Bu da günümüz tesettür mantığı ile örtüşmemektedir.

6. Müslüman kadın başörtüsü ile İslam dinine girdiğini ilan etmek zorunda değildir. Özellikle başörtüsünün yasak olduğu ülkelerde, kadınların başlarını örtmeden normal yaşamlarını devam ettirip ettiremeyeceği sorgulanırsa (Mümin süresi 40:28) cevabımız şu şekilde olacaktır: kişilerin Müslüman olduğunu ilan etmesi değil, Müslümanlığı yaşamaları farzdır.

Tesettür konusunda insanları doğru bilgilendirmek, bazılarının iddia ettikleri gibi tesettürlü kadınların açılmasına değil, açık gezen kadınların aslında örtünme emirlerinin zor olmadığını anlamalarına ve onların da İslam'a uygun örtünmelerine sebep olacaktır.

 

Kitaplar listesi