Kız çocuklarının evlenmesi İslam âlemini dünyada yanlış anlaşılmasına sebep olan olaylardandır ve bunun İslam ile uzaktan yakından alakası olmadığını anlatmak bizim borcumuzdur. Ayşe (r.a) annemizin 6 yaşındayken peygamberimizle evlenmesi hakkındaki hadislerin doğru olmadığını belirten çalışmalarda bu mesela detayları ile açıklanmıştır. Biz bu konuya Kuran açısından bakmaya çalışacağız. Evlenme yaşı ile ilgili ayet şöyle geçiyor:

وَابْتَلُواْ الْيَتَامَى حَتَّىَ إِذَا بَلَغُواْ النِّكَاحَ فَإِنْ آنَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُواْ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ

“Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz (reşit olduklarını anlarsanız) mallarını kendilerine verin...” (Nisa 4:6)

Hangi yaşta reşit olunduğu konusuna gelirsek o öyle bir olgunlaşma yaşı ki bu çağa eren kişi toplumda kendi hak hukukunu artık tanıyor. İlkokul mezunu olan 10 ya da 11 yaş çocukları günümüzde reşit oldular diyemeyiz. Onların en azından kendi ülkesinin genel yasalarını tanıması ve evlilik yapıldığında kendine düşen görev ve haklarını tanıyabilen, annelik sorumluluğunu taşıyabilen bir yaşta olması gerekir. Evlenenler, yapılan evliliğin sadece eşlerin bir birlerinden cinsel yararlanma olmadığını, bunların gelecek için bir yeni nesil oluşturan çiftler oldukları ve o yüzden üzerlerinde büyük bir sorumluluk taşıdıklarını anlamaları gerekir. Doğmuş çocukları büyütmek ve en önemlisi eğitmek gibi yeteneklere sahip olmaları gerekir.

Ama çocuk yaşında evlenmeyi savunanlar ve izledikleri tüm mezhepler bu iddiaları için aşağıdaki ayeti delil olarak alıyorlar:

...وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِن نِّسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ 

Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır…” (Talak, 65:4)

Talâk suresinin dördünce ayetini “henüz hayız görmemiş olanlar” olarak yorumlarlar. Oysa Arapçada “lem = لم ” edatı dili ve mişli geçmiş zamanın olumsuzu (cahd-i mut-lak), “lemmâ = لْا ” edatı ise şimdiki bitmiş zamanın olumsuzunu (cahdi müstağrak) ifade etmek için kullanılır. Dolayısıyla “henüz” anlamını “lem” değil “lemmâ” edatı verir. “lemmâ = لْا ” edatı başına geldiği muzari fiilin zamanını geçmişe, anlamını olumsuza çevirir. Fiilin henüz olmadığı ama olmasının beklendiği anlamını kazandırır. Bu ifadenin kullanılması için şahsın önce hayız görmeye başlaması sonra da çeşitli sebeplerle hayız görememesi gerekir. Bize göre “lem yahıdne = لم يحضن ” ile kastedilen düzenli hayız görmeyen kadınlardır ki artık onlar da menopoz dönemindeki kadınlar gibi hayız ölçü alınmaz haldedirler. Bunlar için bekleme süreci üç aydır diye geçiyor. LEM edatının anlamını LEMMA ile değiştirip tahrif ederek (!), henüz hayız görmeyen kız çocukları ile evlenmeyi kabul eden insanlar neden yukarıdaki ayeti görmezlikten geliyorlar acaba? Ayet çok açık şekilde emaneti geri vermek ve evlenme yaşı olarak sadece ergenlik (hayız görme yaşına) girmeği yeterli bulmuyorsa, fıkıh alimleri nasıl oldu ki hayız yaşına bile girmeyen çocukla evlenmeyi caiz gördüler?

Kuran İlimleri Uzmanı / Sonia CİHANGİR

Kitaplar listesi