Çokeşlilik kadınlara karşı yapılan zulmün ön planda olduğu konulardan biridir. 

Günümüzde erkekler tarafından nefsi isteklerle uygulanan çok eşlilik; erkeklerin hem kendilerine, hem çocuklarına, hem de eşlerine karşı ihmalkâr davranmalarına sebep oluyor. Ayrıca bu uygulama bir takım haklı eleştirilere de sebebiyet veriyor. 

Hâlbuki Kuran’a göre çokeşlilik eleştirilerin aksine hem kadınların haklarını, hem de yetimler arasındaki adaleti korumaya yönelik getirilmiş uygulamalardan biridir. Savaş ya da başka bir sorun nedeniyle toplumda yetimlerin ve dul kadınların sayısı çoğaldığında onları mağdur etmemek için belli koşullar altında çokeşlilik öngörülmüştür.

Ayetleri doğru anlamak için konuyla ilgili tüm ayetleri bir araya getirmemiz gerektiği gibi, önceki ve sonraki ayetlere bakarak bahsi geçen konunun bağlamını da dikkate almamız gerekmektedir. Çokeşlilikle ilgili ayetin hem öncesi hem sonrası yetimlerin haklarıyla ile ilgilidir. 

Nisa suresi 2. ayette şöyle denilmektedir;

وَآتُواْ الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلاَ تَتَبَدَّلُواْ الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا

Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin.Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.

Konuyu açıklığa kavuşturmak için öncelikle ‘yetim’ kavramı üzerinde durmamız gerekir. 

Yetim; henüz rüşt çağına ermeyen, anne veya babasından birisini ya da her ikisini de kaybetmiş kişilere denir. Dolaysıyla reşit olan birisine, annesi ve/veya babası ölmüş olsa bile yetim denmez. 

Sonrasındaki ayet ise çokeşliliğe delil yapılan ama yanlış anlaşılan ayettir:

وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ فَوَاحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ أَدْنَى أَلاَّ تَعُولُواْ

Yetimler hakkında adaletli davranamamaktan korkuyorsanız: sorunu çözen uygun nikâhla ikişer,üçer, dörder evleniniz. Kadınlar arasında adaletli olmamaktan korkarsınız o zaman bir tek kadınla evleniniz. Ve ya sözleşme yaparak yetimlerle adaletli davranmayı yola koyunuz. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.

Tüm çevirilerde ayette geçen مَا طَابَ لَكُم ilişkilendirilerek “ ‘size helâl olan’ veya ‘hoşunuza giden’ kadınlarla evleniniz” diye çevrilmiştir. Ama benim kanaatim şudur ki burada geçen ifade kadınlarla ilgili olmayıp,nikâhla ilgilidir. Yani sorunu çözebilmek adına, yetimlerle yakından ilgilenebilmek için onların anneleri ile evlenmek öngörülmüştür.

Aksi taktirde bir erkeğin “helal kadınlarla” veya hoşuna giden kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenmesi nasıl yetimler hakkında adaletsiz avranmanın önünü kessin? 

Burada esas mesela yetimler arasında ayrımcılık yapmadan hepsi ile ilgilenebilmek ve evlerine rahatlıkla giripçıkmak için öngörülmüş bir yöntem oluşturmaktır. Ama yine de başka bir sorun çıkabilir ve bu defa yetimler arasında değil eşler arasında adalet sağlanamayabilir. Böyle bir kuşkusu olan erkeklere; “kadınlar arasında adaletli olamamaktan korkarsınız o zaman bir tek kadınla evleniniz” şeklinde bir öneri yapılıyor. 

Peki, bir kadınla evlenmek yetimlerle ilgili bu sorunu çözmeye yeter mi? HAYIR!

O zaman da ''ma meleket eymanukum'' ifadesi devreye giriyor.

Ayet, yetimler arasındaki kıstı (adaleti) korumak için başka bir öneri getiriyor ve (ma meleket eymanukum / مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ) ifadesini kullanıyor, yani sözleşme yaparak sorunuçözüme kavuşturuyor. 

Daha açık ifade etmek gerekirse; mesela bir erkek belli bir ailenin yetim çocuğu ile ilgilenmek istiyor; bunu yapmak için o yetimin annesi veya herhangi başka sorumlusu ile sözleşme yapar ve haftanın belli günleri çocukla ilgilenir veya sözleşme yaparak düzenli olarak hesabına belli mitarda para yatırır...

مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ifadesi - sözleşmeniz altında olan- anlamınagelmektedir ve anlamını tek bir kavramla sınırlamak doğru değildir. Bu ifadenin genel bir kapsamı olup, konularına göre yapılacak sözleşmenin içeriği de farklılaşabilir. 

Ayette geçen bir inceliğe daha dikkatinizi çekmek isterim. Yetimler arasında adaletli davranmaktan bahsedilirken “kıst” ifadesi geçmekte ama eşler arasında adaletten bahsedilirken “adl” ifadesi kullanılmakta. Bu ikisi arasında bir nünas var: ”Kıst” gözle görülen veya miktarı ölçünebilen adalet için kullanılırken, “adl” ifadesi ise gözle değil, kalple/duygularla değerlendirilen adalettir.

Bu nedenle Nisa suresi 129. ayette şöyle kullanılmaktadır;

وَلَن تَسْتَطِيعُواْ أَن تَعْدِلُواْ بَيْنَ النِّسَاء وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلاَ تَمِيلُواْ كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا 

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.

Yetimler arasında adaleti korumak ve evlenmekle ilgili bir başka ayet ise Nisa suresi 127. ayettir. Ne yazık ki bu ayet de yanlış anlaşılan ayetlerden birisidir.

وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاء قُلِ اللّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ فِي يَتَامَى النِّسَاء الَّلاتِي لاَ تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْوِلْدَانِ وَأَن تَقُومُواْ لِلْيَتَامَى بِالْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِهِ عَلِيمًا

Senden kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor." Yazılmış hakları olanı kendilerine vermeyip de kendileriyle nikâhlanmak istediğiniz kadınların yetimleri hakkında, ezilip horlanan çocuklar hakkında, Kitapta size okunan ayetler yetimlere adaletli davranmanızı emretmektedir. Yaptığınız her iyiliği Allah, hakkıyla bilmektedir.

Yaygın olarak يَتَامَى النِّسَاء ifadesi ''yetim kadınlar'' olarakçevrilmiştir. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi “yetim” kavramı reşit olmayan kişiler için kullanılır. İfadeyi kadınlar için kullanmak doğru değildir.

Ayette geçen  يَتَامَى النِّسَاء  / yataman nisa, ifadesi mudafmudafun ileyh olup, sıfat ve mevsuf olarak değerlendirilmesi, Arap dili kurallarına göre mümkün değildir. Sıfat ve mevsuf olması için iki kavram arasında مطابقات /uyum sağlanması zorunludur. Yani ‘yatama’ kelimesinde elif lam olmadığı için ‘nisa’ kelimesinin de elif lam’sız olması gerekirdi. 

Başka bir değişle yatama kelimesi müzekkerin çoğulu, nisakelimesi ise müennes’tir. Bu ikisinin sıfat/mevsuf olarak algılanması için her ikisinin de müzekker ya da her ikisi de müennes olması gerekirdi. 

Bazı meal yazarları, sıfat ve mevsuf olarak çevirmiyorlar ve şöyle diyorlar: 

“Bu iki kelime arasında min herf cer’i mukaddar olarak bulunmaktadır, dolayısıyla ifadenin anlamı ‘kadınlardan olan yetimler’, yani ‘yetim kadınlar’ şeklinde olmalıdır.”

Delilleri farklı olsa dahi bu çeviride de aynı manayı vermiş oluyorlar. Biz bu görüşü de doğru bulmuyoruz. Genel kural olarak eğer yapılan çeviri anlamsız duruma gelirse o zaman mukaddar olarak değerlendirilir ama bu ifadede buna lüzum olmadığı için böyle bir çeviri yapmak Arapça grameri açısından doğru değildir. 

Çokeşlilik konusuna gelince; bunun Kuran tarafından yasaklandığı iddiasından uzaktayız. Ama ruhsat verilen bu evlenmenin koşulları vardır ki onu her Müslüman erkeğin evlenmeden önce iyice araştırıp değerlendirmesi gerekir.

Çok eşlilik günümüzde artık sorun çözücü değil belki sorun üretici bir eylem haline gelmiştir. Allah'ın dilemesi adaletli olmak yönündedir, “bunu yapmamız çok zordur, yapamazsanız bari kadını muallâkta bırakmayınız” denmektedir. 

Yaptığımız her amel için sorumlu olduğumuzu unutmayalım. Nefsine uyarak kendi eşi ve çocuklarını ihmal edip “sevap” kazanmayı düşünen veya bu yolla peygamberimizin “sünnetini” yerine getirmiş olduğunu sananların Kuran’a uyduklarını söylemek mümkün değildir. 

Toplumda bu kadar bekar erkekler varken kendi eşinin üzerine 2-3 genç kızla / kadınla evlenenlerin başka birisinin hakkını yeme ihtimalinin yüksek olduğunu hatırlatmakta da yarar var.

Kuran'da Çok Eşlilik - SONiA CiHANGiR 

 

Kuran İlimleri Uzmanı / Sonia CİHANGİR

Kitaplar listesi